Ana içeriğe atla
IUS’ta Artist Talks: Djamal Benmokhtar, VA324 Grafik Tasarım Tarihi Dersi Öğrencileriyle Buluştu

IUS’ta Artist Talks: Djamal Benmokhtar, VA324 Grafik Tasarım Tarihi Dersi Öğrencileriyle Buluştu

Kültürel ve akademik etkinlikleri kapsamında Uluslararası Saraybosna Üniversitesi (IUS), kimlik, yerinden edilme, hafıza ve aidiyet temalarını samimi bir görsel anlatım diliyle ele alan fotoğrafçı Djamal Benmokhtar’ın katılımıyla bir Artist Talks oturumunu gerçekleştirdi.

Cezayir’de doğan ve 1973 yılında ailesiyle birlikte ülkesini terk etmek zorunda kalan Sayın Benmokhtar, Fransa ile Cezayir arasında büyüyerek yerinden edilme deneyimine ve aidiyetin karmaşıklığına dair kalıcı bir farkındalık geliştirdi. Bu deneyimler, göç, kopuş ve kültürler ile sınırlar arasında şekillenen yaşamları odağına alan sanat pratiğini belirlemeye devam etmektedir. 2021 yılından bu yana Kanarya Adaları’na ulaşan Afrikalı göçmenlerin yaşamlarını belgeleyen sanatçı, zaman, güven ve insani bağlar üzerine kurulu uzun soluklu görsel anlatılar üretmektedir. Kendi ifadesiyle fotoğraf, açıklamaktan çok deneyimi paylaşmaya ve iki dünya arasında var olan hayatları görünür kılmaya yöneliktir.

Daha önce Prof. Dr. Meliha Teparić küratörlüğünde düzenlenen ve 2–15 Nisan 2026 tarihleri arasında IUS Sanat Galerisi’nde sergilenen Le Voyage başlıklı serginin ziyaret edilmesinin ardından, söyleşi 7 Nisan 2026 tarihinde Prof. Dr. Meliha Teparić tarafından yürütülen VA324 Grafik Tasarım Tarihi dersi kapsamında gerçekleştirildi.

Sınıf ortamında düzenlenen oturum, sanatçı ve eserleriyle doğrudan etkileşim kurulmasına imkân tanıdı. Söyleşi, İngiliz Dili ve Edebiyatı (ELIT) programından Yrd. Doç. Nadira Puškar Mustafić tarafından yürütüldü.

Açılış ve Kavramsal Çerçeve

Oturum, Prof. Dr. Meliha Teparić’in öğrencileri selamlaması ve sanatçıyı çağdaş görsel kültür ile belgesel pratikler bağlamında tanıtmasıyla başladı.

Söyleşinin kavramsal çerçevesi, disiplinlerarası bir yaklaşımla fotoğrafı anlatı, hafıza ve yaşantı ile ilişkilendiren Yrd. Doç. Nadira Puškar Mustafić tarafından oluşturuldu ve oturum kendisi tarafından yönetildi.

Oturumun başında, öğrencilerden gözlerini kapatarak kendi evlerini, duyusal ayrıntıları, duyguları ve aidiyet hissini hatırlamaları istenen bir düşünme egzersizi gerçekleştirildi. Bu yönlendirilmiş iç gözlem anı, öğrencileri yalnızca serginin izleyicileri değil, aynı zamanda ele alınan temaların bir parçası hâline getirdi.

Ardından gerçekleştirilen tartışma, kişisel yansıma ile eleştirel değerlendirme arasında geçiş yapmayı hedefleyen sorularla ilerledi; öğrencilerin anlamın hem görüntü içinde hem de izleyicinin kendi deneyimi aracılığıyla nasıl inşa edildiğini düşünmeleri teşvik edildi.

ARTIST TALKS – SÖYLEŞİ

KİMLİK, YERİNDEN EDİLME VE ARADA KALMIŞLIK

Nadira Puškar Mustafić:
Fotoğrafı, özellikle farklı kültürler arasında yaşama deneyiminiz göz önüne alındığında, kendi kimliğinizi anlamanın bir yolu olarak görüyor musunuz?

Djamal Benmokhtar:
Evet, kesinlikle. Yıllar içinde farklı seriler üzerinde çalıştıkça, tekrar eden temaları fark etmeye başlıyorsunuz; adeta bir takıntı gibi. Benim durumumda göç ve yerinden edilme temalarına dönmem tesadüf değil. Bu durumu bizzat yaşadım; iki dünya arasında var olma hissini deneyimledim.

Fotoğrafladığım insanlar aracılığıyla kendi deneyimimin bazı yönleriyle yeniden bağ kuruyorum. Bazı anılar bastırılmış olabilir, ancak temas ve paylaşılan hikâyeler aracılığıyla yeniden ortaya çıkıyor. Bu anlamda fotoğraf, kendimi daha derinlemesine anlamanın bir yolu hâline geliyor.

Zamanla bu durumu bir zayıflık olarak değil, bir güç olarak görmeye başladım. Farklı kültürler tarafından şekillendirilmiş olmak, bakış açımı zenginleştirdi.

Görüntü, Hikâye ve Yorum

Nadira Puškar Mustafić:
Bir fotoğrafın arka plan hikâyesini bilmenin gerekli olduğunu düşünüyor musunuz, yoksa görüntü tek başına yeterli midir?

Djamal Benmokhtar:
Her fotoğrafçı, bir görüntünün kendi başına ayakta durabilmesini, dil ve bağlamın ötesinde anlaşılabilmesini ister. Bazen bu mümkün olur; tek bir fotoğraf güçlü bir duyguyu taşıyabilir.

Ancak çoğu zaman tek bir görüntü yeterli değildir. Benim için fotoğraf, bir kitabın sayfası gibidir. Tek başına anlamlı olabilir, ancak hikâyeyi gerçekten kavramak için diziyi, bağlamı ve özneyle geçirilen zamanı görmek gerekir.

Dolayısıyla bir görüntü tek başına var olabilir; ancak derinlemesine anlamak istiyorsak bağlam vazgeçilmezdir.

ÖĞRENCİ SORULARI

Öğrenci:
Bir kilisede tek başına duran bir erkeğin fotoğrafı aklımda kaldı. O ana dair biraz daha bilgi verebilir misiniz?

Djamal Benmokhtar:
O fotoğrafta Abdoul Majoud adlı genç bir adam yer alıyor. Onunla birlikte Almería yakınlarında küçük bir köydeydik; kendisi, genellikle seralarda, aşırı sıcak altında oldukça zorlu koşullarda çalışıyor.

Bir gün bir kilisenin önünden geçerken, daha önce hiç içeri girmediğini söyledi. Hatta girmesine izin verilmediğini düşünüyordu. Ben de bir cami gibi herkesin girebileceğini söyledim.

İçeri girdiğinde beni en çok etkileyen şey merakıydı. Uzun süre içeride kaldı; sadece gözlemledi, bu yabancı mekânı anlamaya çalıştı. Bu an benim için önemliydi, çünkü yalnızca zorlukları değil; merakı, onuru ve açıklığı da gösteriyordu.

O anda, kökeni ya da diniyle tanımlanan biri değildi; sadece yeni bir şeyi keşfeden bir insandı. Bu ise evrensel bir durumdur.

TEKNİK VE ESTETİK TERCİHLER

Öğrenci:
Neden renkli yerine siyah-beyaz çalışmayı tercih ediyorsunuz?

Djamal Benmokhtar:
Siyah-beyaz, dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırmamı sağlıyor. Görüntüyü sadeleştiriyor ve en önemli unsurlara, yani duyguya, varlığa ve ışık-gölge ilişkisine odaklanmayı mümkün kılıyor.

Gerçeklikten belli bir mesafe yaratırken, aynı zamanda izleyiciyi görüntünün duygusal özüne yaklaştırıyor.

Nadira Puškar Mustafić:
Fotoğraflarınızdaki doğal varlık hissini nasıl oluşturuyorsunuz?

Djamal Benmokhtar:
Bu zamanla gelişiyor. İnsanlarla ne kadar çok vakit geçirirseniz, sizi “fotoğrafçı” olarak algılamaları o kadar azalır. Ortamın bir parçası hâline gelirsiniz.

Güven çok önemli. İnsanlar kendilerini saygı görmüş hissettiklerinde, rol yapmayı bırakır ve kendileri olurlar.

Nadira Puškar Mustafić:
Fotoğraflarınızı önceden planlıyor musunuz, yoksa anın ortaya çıkmasını mı bekliyorsunuz?

Djamal Benmokhtar:
Hiç plan yapmam. Benim için fotoğraf, tanıklık etmektir. Olan bitene karşılık vermektir; onu kontrol etmek değil.

FOTOĞRAF VE TANIKLIK

Nadira Puškar Mustafić:
Neden ifade aracı olarak fotoğrafı seçtiniz?

Djamal Benmokhtar:
Aslında fotoğrafı ben seçmedim; o beni buldu. Zamanla kamera hayatımda sürekli bir varlık hâline geldi, neredeyse bir yol arkadaşı gibi.

Nadira Puškar Mustafić:
Bunu daha çok kendi deneyiminizi yansıtmanın bir yolu olarak mı yoksa başkalarıyla etkileşim kurmanın bir aracı olarak mı görüyorsunuz?

Djamal Benmokhtar:
Benim için öncelikle başkalarıyla ilgili; çoğu zaman görünmez kalan hikâyeleri anlatmakla ilgili. Kendi deneyimlerim dünyayı nasıl gördüğümü etkiliyor, ancak en önemli olan insani bağdır.

ÖĞRENCİ KATILIMI VE KAPANIŞ DEĞERLENDİRMELERİ

Tartışma, çağdaş toplumda fotoğrafın rolüne dair daha geniş bir değerlendirme ile sona erdi.

Bir öğrenci, belgesel fotoğrafçılığın özellikle önemli olduğunu, çünkü hafızayı koruduğunu ve hikâyelerin unutulmasını engellediğini ifade etti.

Buna yanıt olarak Benmokhtar, belgesel fotoğrafın bir tanıklık biçimi olarak önemini koruduğunu vurguladı. Günümüz medya ortamında etkisinin değişmiş olabileceğini, ancak belgeleme ve hikâye anlatma sorumluluğunun hâlen aynı derecede önemli olduğunu belirtti.

Oturum, fotoğrafın hem sanatsal hem de etik bir pratik olarak; zaman, bağlılık ve insani ilişki temelleri üzerine kurulu olduğuna dair ortak bir anlayışla sona erdi.

Çevrim içi sergiyi görüntülemek için:"Le Voyage" by Djamal Benmokhtar

International University of Sarajevo. Best Private University of Bosnia and Hercegovina

Featured Posts

Kontakt